11 Mayıs 2009 Pazartesi

Bir Ablanın En Büyük Dileği...



Nedir diye düşününce aklıma birkaç şey geliyor ama hepsini kamuyla paylaşmamak gerek!:-))
En masum olanlarsa, kardeşe sıkı sıkı yapışmak ve oyun oynamak olabilir. Mirina ikisi konusunda da çok istekli, azimli ve kararlı. Lidya her ne kadar kendini koruup kollama yollarını buluyorsa da bazen kurtulmak zor olabilir!.
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, benim susup, Lidya' nın gözlerinin konuştuğu fotoğraflar işte karşınızdaaa!



Birken İki Olanlar...





Ben "bir çocuğun mutlaka en az bir kardeşi olmalı" diyenlerdenim! Siz buna karşı duruyor olabilirsiniz ona da saygım sonsuz!


Ben kardeşim olsun diye deliren bir çocukmuşum. Mirina benim kadar istekli değildi ilk başlarda. Soranlara kardeş istemediğini söylerdi. Bu da benim işime gelirdi. Ama onun 5 yaşından sonra -ki bu bir tesadüf değil yapılan araştırmalara göre genelde çocuklar o yaş itibariyle- kardeş isteyebileceğine ve asıl benim o zaman buna girişemeyeceğime karar vererek bir kardeş gelmesine karar verdim. Verdim diyorum çünkü bu önce benim vermem gereken bir karardı. Yolculuk böyle başladı. Bu fotoğraf Lidya' yla eve geldiğimiz ilk dakikalara çekildi. Mirina' nın kardeşyle ilk karşılaşması.

O gün inanılmaz heyecanla beklemiş bizi kapıda. Kardeşini kucağına yatırdığımız anda karnımda sevdiği o koca yuvarlağın kucağındaki bebek olduğuna önce inanamadı. Bir karnıma dokundu bir kardeşine... Artık herşey iki kat güzel, iki kat zor, iki kat heyecanlı, iki kat çıldırmalık, iki kat çılgın ve iki kat eğlanceli. Mirina için de herşey güzel diyemem tabi! :-)) O ilk günlerin kardeş aşığı artık yerini "ama anne Lidya benim koltuğuma oturdu, benim kalemlerimi aldı, oyuncağımı almak istiyor vsvs..." diyen kıza bırakıyor. Önümüzdeki günler çok daha heyecanlı ve canlı vakalara gebe gibi!...